Cennetten gelen bir armağan

Kategori: Tarihçe ve bilgi | 0

Çinliler’in cennetten gelen bir armağan olarak kabul ettikleri ipek böceği uzun yıllar Çin’de üretildi ve özellikle Avrupa’dan aldığı yoğun istek sayesinde dünyanın ilk uluslararası ticari ürünlerinden biri olarak ünlü ipek yoluna da adını verdi.

cennetten-gelen-armagan - Kopya
Chang Yueh-Siang, Cennetten Gelen Armağan: İpek, Bahar 2007, Sayı 44

Uluslar arası ticaretin en eski ürünlerinde biri olan ipek ve ipek böcekçiliği dünyaya Çin’den yayılmıştır. Dut ağaçlarında yaşayan ipek böcekleri Çin’in yerel hayvan türlerinden biridir. Bir söylenceye göre İÖ 2098 yılında imparator Huang Di (“Sarı İmparator”) döneminde, onun 14 yaşındaki gelini Prenses Hsi-Ling Shi, dut ağacı yaprakları arasında ipek böceğinden oluşan kozalarda dokumaya elverişli ince ipek liflerini keşfetmiş ve kozaları sıcak suya batırıp çektiği ipekle kendisine bir elbise yapmış[1]. Daha sonra bu keşif tüm Çin’e yayılmış. İpek, Çinlilerce “cennetten gelen bir armağan” olarak kabul edilmiş[2]. Bu yeni dokuma kumaşı ile yapılan ürünler öyle dikkat çekici ve beğeni toplayan ürünler olmuş ki ünü yavaş yavaş bölge uygarlıklara da kadar yayılmış. İÖ. II. yüzyılın ikinci yarısında Roma İmparatorluğu’nun Orta Asya ve Çin devletleriyle ticari ilişkilere girmeye başlamasıyla da ipek kervanları doğu ile batı arasında bir ticaret ağı örmeye başlamış. İlk kez F. Von Richthofen’ın kullandığı “Büyük İpek Yolu” ve deyimi de böylece ortaya çıkmış[3].

ipek-yollari
Halil İnalcık, Türkiye Tekstil Tarihi Üzerine Araştırmalar, İş Bankası Kültür Yayınları

İpek Yolu’nun üç güzergahı
Çoğumuzun algısında tek bir güzergah gibi olsa da şu an için bilinenlere göre İpek Yolu’nun üç ana güzergahı bulunuyor. Bunlardan ilk yol, Güney Yolu adını taşıyor. İkinci yol, Fergana-Sogud (sogd) Yolu. Üçüncü yol ise Kuzeyde göçebelerin egemen olduğu Saka stepleri ve tarım yolu adını taşıyor[4]. Bu güzergahları aşan ipek bir yandan orta Asya diğer yandan da Avrupa’ya doğru yol alıyordu. Aslında ipek hafif, kaliteli olması yanında pahalı olması nedeniyle de bir ticari değerdi aslında. Pahalı olması yanı sıra bir statü göstergesiydi aynı zamanda. Öyle ki Roma ve Bizans kanunlarına göre ipeğin soylular dışında giyilmesi de yasaktı[5]. Tabii her ne kadar bir statü ve zenginlik göstergesi olarak kabul edilse de 550 dolaylarında Bizans İmparatoru İustinianos döneminde Çin’e gönderilen keşişlerin  ipek böceği yumurtalarını gizlice başkente getirmeleri ile Bizans’ta da ipek böceği ve ipek üretimi de başlamış[6]. Bizans’ta ipek üretimi, ticareti ve kalitesi devlet tarafından garantilenmiş. Örneğin, Altıncı yüzyılda ortaya çıkan kommerkiaroslar, ipek alım satımı, fiyatının belirlenmesi, kalitesinin garantisi gibi birçok alanı kapsayan görevleriyle ipekten sorumlu başlıca memurlardı[7]. Öyle ki özellikle Avrupa’da Bizan’ın lüks kumaşları ve giysileri büyük rağbet gördüğünden ticareti yapılmış ve imparatorlar tarafından armağan olarak Papa ve siyasi ilişkiler içinde oldukları kral ve prenslere gönderilmiş. Batıda bu kumaşlara çok önem verildiğinden imparatorların mezarlarında, rölik yani Hıristiyanlıkta Hz. İsa, aziz ve azizlerle ilişkili ya da onlardan arta kalan kutsal eşya ve parçalar ve atlar örtüsü olarak kullanılmış[8].

kralice-ada
C. Canan Küçükeren, Ege’de bir Anadolu Uygarlığı Karia, Ekin Grubu

Anadolu’daki serüven
Anadolu, Ege ve Akdeniz coğrafyasına baktığımızda ise ünlü Yunan filozofu Aristoteles’in Sakız Adası ipeğinden söz ettiği biliniyor. Aristoteles, Plates’in kızı Pamphile’nin ipek dokuma sanatını Yunan adası İstanköy’de (Kos) bulmuş olduğu söylenceyi de aktarmış… İÖ dördüncü yüzyılda Büyük İskender’in ipek imal tekniğini Akdeniz’e getirdiği ve dış alım yöntemi ile buraya kokan sağladığı söyleniyor[9]. Örneğin M.Ö. 344-341 yılları arasında kraliçelik yapan Büyük İskender’in manevi annesi Kraliçe Ada’ya (Karyalı Prenses olarak da tanınır) ait kalıntılar şu anda Bodrum Kalesi’nde yer alıyor. Kraliçenin ham ipekten dikilen peplosunda (tek parçadan oluşan elbise) altın süslemeler, kuşak üzerinde ise mavi boncuklar bulunuyor. Yani özetle Anadolu’nun en eski uygarlığı olan Karya’da ipek ya üretiliyor ya da bir güzellik ve statü sembolü olarak kullanılıyordu.

Osmanlı dönemi
Önce Roma, ardından Bizans ve en sonunda Selçuklular’ın yıkılmasıyla bölgenin hakimiyetini eline geçiren Osmanlı’da da ipek ve ipek ticareti oldukça önemli bir yer işkal etti. Bursa, 15. yüzyıl ortalarında ipekçilik merkezi oldu. Bu dönemde Bursa hem ipek hem de baharatın Avrupa’ya satıldığı ana merkez konumuna ulaştı. 1491 yılında Sultan II. Bayezid adını ipeğin ham maddesinden alan Koza Han yaptırdı[10]. Zamanla Bursa ardından İstanbul, Halep, Şam, Bilecik, Amasya ve Sakız’da da hayli gelişmiş dokuma sanayi oluşmaya başladı. Hem Bursa’da hem de İstanbul’da üretilen kumaşların en büyük müşterisi ise kuşkusuz saraydı[11]. İpekli dokumalar sarayda hazine eşyası olarak kullanıldı, yüksek rütbeli devlet memurlarına, yabancı hükümdar ve elçilere hediye olarak kaftan ve kumaş gönderildi[12]. İpekli dokumalar aynı Bizans’ta olduğu gibi Osmanlı döneminde de devlet törenlerinde ve yüksek sınıf kültürü içinde statü gösteren bir rol üstlendi.

Bursa Harir Dârüttalimi
Bursa Harir Dârüttalimi

İpekçilik Okulu
Osmanlı Devleti, Bursa merkezli olmak üzere XIX. yüzyılın ortasına doğru dünyanın önde gelen ipek üreticilerine rakip hale geldi. Ancak 1850’li yıllarda üretimde söz sahibi olan ülkelerin hemen tamamı ipekböceklerine musallat olan hastalıklarla uğraşmak zorunda kaldı. Bir de bu dönemde yavaş yavaş Osmanlı Devleti oldukça kötü bir dönemin içindeydi.
Borçlarını ödeyemeyen Osmanlı’nın vergilerine Düyûn-ı Umûmiyye İdâresi ile el konulmaya başlandı. Nitekim ipek vergisi, Osmanlı’nın borçlu olduğu devletler adına faaliyet gösterecek olan bu kurumun gelirleri arasındaydı. Bu nedenle Düyûn-ı Umûmiyye İdâresi, gelirleri arttırmak adına Osmanlı ipekçilik sektörüne yeniden hayat verebilmek için çalışmalara başladı. Gelinen noktada ipekböceği yetiştirmenin bilinçli olarak yapılması ve bu iş için bir eğitim kurumunun gereği fikri kabul gördü. Avrupa’da ziraat eğitimi alan ve mezun olduğu ziraat mektebinin müdürü tarafından Duyûn-ı Umûmiyye İdâresi’ne tavsiye edilen Torkomyan’a ait olan bu fikir, çok geçmeden hayata geçirildi. Böylece 1888 yılında Bursa Harir Dârüttalimi açılmış oldu. Mektep, açılışını takip eden yıllarda başarısını ispat etti ve devlet yıkılana kadar faaliyette bulundu. 1914 yılına kadar 1.897 mezun vererek ülkede ipekböcekçiliğinin taze bir hayat bulmasını sağladığı gibi emsali mekteplerin açılmasına da vesile oldu[13].

Üretim hala azalıyor
İpek her ne kadar tarih boyunca lüks bir ticaret ürünü olsa da Anadolu’nun bir çok bölgesinde bir gelenek haline de geldi. Pek çok köyde köyün yaşlı kadınları genç kızların çeyiz sandığı için dokumalar yapardı. Son 30-40 yılda özellikle hazır giyim sektörünün her yere erişmesi nedeniyle hem ipek hem de diğer kumaşlarla ilgili bu gelenek birçok yerde terk edilmeye başlandı. Örneğin, Türkiye İpekböcekçiliği ve İpekçilik Milli Komitesi” 2011 Yılı Olağan 2. Yürütme Kurulu Toplantı Raporu’nda yer alan bilgilere göre 1983 yılında 42 ilde, 2.022 köyde, 48.984 aile 310 ton ham ipek üretirken bu rakamın 2010 yılında 26 ile, 193 köye, 2.183 aileye gerilerken üretim ise tam anlamıyla dip yapmış ve 22 ton olarak gerçekleşmiş.

Kaynakça

[1] TEZ Zeki, Tekstil ve Giyim Kuşamın Kültürel Tarihi, Doruk Yayıncılık, İstanbul, 2009, s155

[2] CHANG, Yueh-Siang, Cennetten Gelen Armağan: İpek, Bahar 2007, Sayı 44, s52

[3] İNALCIK Halil, Türkiye Tekstil Tarihi Üzerine Araştırmalar, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2008, 185

[4] İNALCIK Halil, age, 185

[5] KÖROĞLU, Gülgün, Bizan’ın Esvabı, Bahar 2007, Sayı 44, s64

[6] KÖROĞLU, Gülgün, age, Sayı 44, s64

[7] KÖROĞLU, Gülgün, age, Sayı 44, s66

[8] KÖROĞLU, Gülgün, age, Sayı 44, s74

[9] TEZ Zeki, age, s163

[10] TEZ Zeki, age, s172

[11] NURHAN Atasoy, Walter B. Denny, Lousie W. Mackie, Hülya Tezcan, İpek Osmanlı Dokuma Sanatı, TEB İletişim ve Yayıncılık, İstanbul, 2001

[12] BİLGİ Hülya, Çatma ve Kemha Osmanlı İpekli Dokumaları, Sadberk Hanım Müzesi, İstanbul, 2007, s12

[13] YILDIRIM, Mehmet Ali, Osmanlı’da İpekböcekçiliği eğitimi: Bursa Harir Dârüttalimi ve Dârülharirlerin Açılması, http://www.turkishstudies.net/Makaleler/1170842626_34YıldırımMAli-trh-577-594.pdf