Çılgın Kalabalıktan Uzakta Datça

Kategori: Basın Odası - Haberler | 0

Çılgın Kalabalıktan Uzakta Datça - 01 07 2010 - AnadoluJet Magazin 1Mavi ve yeşilin her tonunun yansıdığı sakin koyları, begonvillerle sarmalanan eski mahalleleri ve Afrodit’in antik kentiyle şairlere ilham veren Datça’da suyun serin doğasıyla baş başa kalabilirsiniz.

“Datça’nın yolu bozuk” söylentilerinin gerçek olmadığını bir saatlik yolculukta anlıyor insan. Aksine Dalaman Havalimanı’ndan Datça’ya uzanan güzergâh, Türkiye’nin seyir keyfi en yüksek yollarından biri. Çam ormanlarıyla kaplı yamaçlar, her virajda bir görünüp kaybolan pırıl pırıl muhteşem deniz, dantel kıyılarda süzülen yelkenliler ve tek kişilik ıssız koylar… Bir koluna Ege’yi diğerine Akdeniz’i takan Datça Yarımadası’nın belki de en önemli ayrıcalığı, hemen her yerinden denize girilebilmesi. Ege’nin en iyileri arasında yer bulan Bencik, Çatı ve Çiftlik koyları henüz Datça’ya varmadan bile önünüze seriliveriyor. Dilerseniz yol üzerindeki çadır ve karavan kamplarından birini tercih edebiliyorsunuz. Datça’nın dillere destan koylarına ve plajlarına uzanmak için ise yarımadanın uçlarına kadar sabretmeniz gerek.

Ne harika yer burası
İlçe merkezinden üç kilometre kadar önce sağa ayrılan sapak, Eski Datça’yı işaret ediyor. Küçük bir meydan ve birkaç sokaktan oluşan büyüleyici bir Akdeniz köyü burası. Kutu kutu evler bal rengi kesme taştan yapılmış. Badem ve zeytin ağaçlarıyla begonviller beyaz badanalı bahçe duvarlarından dışarı taşmış. Sanat galerileri ve restorasyonlar ise büyük şehirlerden gelip buraya yerleşen ince ruhlu insanların eseri. İstanbul’da başarılı bir finans uzmanıyken mesleğini bırakıp buraya yerleşen Müberra Poyrazoğlu, asırlık bir taş binayı el sanatları atölyesine dönüştürmüş. Bir başka Datça tutkunu olan Yaşar Aydoğan ise yörenin eski bir geleneği olan ipek dokumayı yeniden canlandırmaya kararlı. Eski Datça yakınlarındaki terk edilmiş bir okul binasında
20 köy kadınına ipek böcekçiliği dersi verilmiş. Dokuma tezgâhlarının sayısı şimdiden yediye ulaşmış ve bu yıl ilk kez Datça’da tam 250 kilo ipek kozası elde edilmiş. Zevk sahibi butik otellere rastladığımız köy sokaklarında şair Can Yücel’in evi de var. Çok sevdiği Datça’yı “Ne harika yer burası” diye niteleyen şairin kütüphanesi
12 Ağustos’ta günübirlik ziyarete açılacak. Köy kahvesinde mola verdiğimizde mekân sahibi soruyor: “Kekik, karabaş, karpuz çayı… Hangisini alırsınız?”

Çılgın Kalabalıktan Uzakta Datça - 01 07 2010 - AnadoluJet Magazin 3Bal, balık, badem
Yeni Datça’dan önceki son sürpriz tarihi yel değirmenleri. Kızlan Köyü girişinde üç yüz yıldır Don Kişot’unu bekleyen altı değirmenden birine girmek gerçekten sıra dışı bir deneyim. Ana yolun devamı birkaç dakikada ilçe merkezine çıkıyor. İlçe girişindeki levhada nüfusu 14 bin 800 olarak belirtilen Datça’nın merkezi avuç içi kadar yer. 3B, yani bal, balık ve bademiyle ünlü yörede bu üçlüyü satan dükkânlara sıkça rastlanıyor. Bademin şekeri, ezmesi, tatlısı derken kendimizi iskelede buluyoruz. Mavi yolculuk teknelerinin sıralandığı minicik koyuyla Datça Limanı, insanı ilk görüşte âşık eden yerlerden. Üzerinde kültürel etkinliklerin yapıldığı bir amfi tiyatro bulunan palmiyeli ada, ince bir yolla limana bağlanmış. Kargı yolu üzerindeki Ilıca Gölü ise uzaktan bakıldığında denizle birleşecekmiş gibi görünüyor. Liman çevresindeki restoranlarda balık ve deniz ürünleri ağırlıkta. Deneyimli denizci ve restoran işletmecisi Umut Kantarlı’ya balık tavsiyesi soruyoruz. Temmuz Datça’da akya zamanı diyor. Lagos ve sinarit ile deniz ıstakozunu öneriyor.

Afrodit’in koyları
Şehir merkezinden Knidos’a uzanan yol, ıssız ada tadında manzaralarla dolu. Mesudiye sapağının devamı, yarımadanın en güzel koylarından Hayıtbükü ve Palamutbükü’ne çıkıyor. Her iki koyda da hizmet kalitesinden taviz vermeyen işletmeler var. Yörede elden ele dolaşan gezi rehberlerinin aksine koyların çoğuna karayolu ulaşımı yok. Yarımadanın el değmemiş kıyılarını görmenin en iyi yolu, limandan kalkan gezi teknelerine binmek. Balık ve salata ikramlı günübirlik turların fiyatı kişi başı 30 TL’den başlıyor. Ayrıca üç günlük ya da haftalık mavi yolculukla Bodrum ve Gökova turları da yapılabiliyor. Mavi turu karadan yapmayı tercih edenler içinse seçenek çok. Datça Çevre ve Turizm Derneği Başkanı Melda Omay’a yarımadanın gizli hazinelerini soruyoruz. Japonya’nın kirazı varsa bizim de badem çiçeklerimiz var diyen Omay, Reşadiye ve Sındı köyleri ile yarımadanın Gökova’ya bakan kuzey kıyılarını öneriyor. Yolumuz yarımadanın ucuna doğru devam ediyor. Yazıköy’den sonra karşımıza çıkan Afrodit’in kenti Knidos, sizi geçmişe doğru bir seyahate çıkarırken yemyeşil doğasını da önünüze serecek. Ne dersiniz, Datça’nın güzellikleri size de cazip gelmiyor mu?

 

 

 

AnadoluJet Magazin
Temmuz 2010
Yazı:Melih Uslu
Fotoğraf: Fatih Pınar

 

 

Haber linki

http://www.anadolujet.com/aj-tr/anadolujet-magazin/2010/temmuz/makaleler/cilgin-kalabaliktan-uzakta-datca.aspx